
Leyla Mihrinaz Engin ile tanışıklığımız belki Vedat müdürümden bir iki yıl eskidir. Çünkü tam otuz yıl kaldım Van’da. Bir gün ilk şiir kitabının yayınladığında hissettiği heyecanlarını anlatmıştı. Hatta yanlış hatırlamıyorsam bir iki yazısının tashihi de bana kısmet oldu. Bu yüzden ERDA adlı kitabının müsveddelerini okumuştum. Haliyle Erda ne demek diye sordum. Van şehrinin sırtını dayadığı EREK ile Dağ kelimelerinin ilk hecesi olduğunu söylemişti. Gerçi dağ zaten tek heceydi ama şair kafası başka türlü çalışır deyip ses çıkarmadım. Bir ara Bitlis’in Tatvan ilçesinde Amerikan kovboy filmlerindeki gibi bankası vardı. Ama emekliliği gelince ucuz pahalı kelepir fiyata satıpbaba ocağı Van’a döndü. Ve kendini yazmaya verdi, yayınevi kurarakçalışmalarını bastıramayanlara da ön ayak olmaya başladı.Yazmaya aşırı tutkuyla bağlı olması yönüyle tanıyorum Leyla Mihrinaz Engin’i. Bu düşüncenin de kişiliğine çok uygun olduğunu yılların tanışıklığı vesilesiyle söyleyebilirim.

Pek çok şair ve yazarın duayeni konumunda olan Müştehir Karakaya ve Leyla Mihrinaz Engin’in düzenledikleri bir imza gününde çekilmiş bu fotoğraflar 2022 yılına ait olmalıdır. Çünkü maskeler Corona günlerine işaret etmektedir. Dünyayı evlere hapseden Covid-19 salgını Çin’in Wuhan şehrinden dünyaya yayıldı ve bu salgın yüzünden binlerce insan hayatını kaybetti, binlercesi de hastalığın ağrılarını çekti. Salgın yaygınlaşmasın diye evlerimizde karantinaya alındık. Daha sonra bu hastalığın virüsünün bizzat Amerika tarafından Çin’deki bir laboratuvara sokulduğu ve hastalığın Çin’den çıkması sağlandığı yönündeydi. Böylece Amerika’yla ekonomik-siyasî, küresel yarışta olan Çin dünyanın gözünde itibar kaybedecekti. Amerika’nın propagandası da hazırdı; Çünkü Çinliler her türlü canlıyı yiyordu.” Ama bu yemek tarzı Çin kültüründe binlerce yıldan beri vardı. Bizde de boş durulmuyor Amerikan vari espriler de üretiliyordu: “Çinlliler yarasa yiyormuş! Yarasa biz de yerdik,” gibi.

Şair-Yazar Müştehir Karakaya ve Leyla Mihrinaz Engin’in imza gününde çekilen bir fotoğraf beni nerelere götürdü? Van’da görev yaptığım süre içinde okul dışındaki zamanlarda çevre mekânlara geziler yapılırken genellikle kış günlerinde de imza günleri tertip ediliyordu. Maksat muhabbet olsun tabiri hakkıyla yaşatılıyordu. Tabii son zamanlarda Van’da mebzul miktarda yazar ve şair zuhur etti ama bizim ağır toplarımız başta Müştehir Karakaya olmak üzere Leyla Mihrinaz Engin, Vedat Güneş vs. idi.
Bu günleri telefon görüşmelerimizde hâlâ sıklıkla yad ederiz. Benim için o günler edebiyat ve gezilerle dolu dolu yaşanan zamanlardı.
Bunlar Vedat Bey ve Leyla Hanım’la Kitap fuarı vesilesiyle yaptığım telefon konuşmalarında bahse konu oldu. Bu vseileyle ben de yazıya geçirmiş oldum. Vedat bey Beypazarı’nda Leyla Hanım’ı görmekten duyduğu mutluluğu tekrar tekrar anlattı. Tam 25 yıl önce imiş, Van günlerinden Beypazarı’na ve Kitap Fuarına kadar uzanan bir dosluk, dile kolay! Vedat Bey’e Beypazarı’nda soda içtin mi bari diye soramadım bile! Çünkü bu buluşmada kimler kimler yad edilmiş, ne hatıralar nakledilmiş sadece ucundan bir miktar anlatılabildi.
Hakeza diğer taraftan Leyla Hanım da da hafızasında canlanan diğer hatıraları kahkahalarla anlattı. Bu Müdire Hanım’ı 30 yıldır tanırım ve her daim güler. Muhtemelen tanıdığım yıllardan önce de gülüyordu ve gülmesi baki olsun. + enerjili (artının gâvurcası aklıma gelmedi) kişilerin de çevreleri + enerjili oluyor. Ben öyle harala gürele gülmeyi sevmiyorum çünkü ben aşırı çok ciddi bir insanım! Aksine geçen gün bir muhabbette aşırı ciddi insanları insan tanımına sokmamıştım. Sanki üstüme vazifeymiş gibi?
