Susamdan elde edilen tahin, çöğen ve tatlandırıcı kullanarak yapılan bu tatlı protein ve lif açısından çok zengindir ve sindirimi kolaylaştırıcı özelliklere sahiptir.

Topkapı saray mutfağında “helvahane” denilen bir bölüm bulunuyordu. Bu bina, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Helvahanede çalışanlara Helvaciyan-i Hassa denirdi. 16. yüzyılda helvahanede 812 kişi çalışmaktaydı.

Sarayda helva yapımında kullanılan un, nişasta, irmik, susam, tereyağı, süt, bal, pekmez ve şekerin birinci sınıf olması şarttır. Saray mutfağına gelen malzemelerin imparatorluğun hangi bölgesinden geleceği önceden belirlenmiştir. Bal, Girit’ten, Eflâk’tan, Boğdan’dan, tereyağının büyük bir kısmı Kefe’den, şeker Mısır’dan gelirdi.

Helvahanede pişen helva başta padişah olmak üzere bütün saray çalışanlarına ve sinilerle saray dışına dağıtılırdı. Osmanlılar döneminde çeşitli helva tarifleri geliştirilmiştir.

Osmanlılar döneminde helva sohbetleri adı altında toplantılar yapılırdı. Lale Devri (1718-1730)’ndeki helva sohbetleri kaynaklarda zikredilmektedir. Damat İbrahim Paşa’nın tertiplediği helva sohbetlerine Sultan III. Ahmed (1703-1730) de katılırdı. Şair Nedim bu toplantıların önde gelen isimlerindendi. Saz topluluğu konser verir, davet edilen şairler padişahı, sadrazamı, diğer vezirleri överler ve onlardan bahşiş alırlardı. Ayrıca bu davetlere taklitçiler, meddahlar, komedyenler, köçekler de çağırılırdı. İbrahim Paşa yabancı elçiler onuruna da helva sohbetleri düzenlerdi.

Osmanlı’da olduğu gibi günümüzde de helva itibarını halen korumaktadır. Helva hem matem hem de sevinç hallerinde dağıtılan bir üründür.
Abdurrahim Tufantoz- 16.03.2026

