Dervişler boyunlarına veya bellerine astıkları keşkülleriyle halkın arasında “Şey’en lillah” (Allah rızası için bir şey) derler ve onun içine konulan yiyeceklerle veya paralarla tekkeye dönerlerdi. Bu dilenme olayına “Selman’a çıkmak” denilmektedir. Bir müddet sonra topladıkları paralarla kazanlarda tatlı yapıp yoksullara dağıtırlardı. Bu yüzden bu tatlıya keşkül-i fukara tatlısı denilmektedir. Günümüzde biz buna kısaca keşkül diyoruz.

Keşkül, Hindistan cevizi, abanoz ağacı veya metalden yapılırdı. Dilenci çanağına keşkül-i fukara/fukara çanağı denirdi.

Derviş kelimesi Farsça olup yoksul, muhtaç ve dilenci anlamlarına gelir. Arapçada derviş yerine fakr, fakir kelimeleri kullanılır. Ancak dervişlik, maddî anlamda yoksulluk mânâsına gelse de manevî anlamda gönül zenginliğini, bolluğu ve bereketi ifade eder.

Kaynaklarda üç türlü derviş grubundan bahsedilir:
Birinci grup dervişler ne dilenir ne de verileni alırlar,
İkinci grup dervişler dilenmez fakat verileni kabul ederler.
Üçüncü grup dervişler ise gerekli olması halinde ihtiyaçları kadar dilenirler.
Abdurrahim Tufantoz, 17.03.2026/13:44
Güler Yılmaz’ın, “Sufi Gelenekte Keşkül-ü Fukara Kültürü” adlı makalesinden kısmen yararlanılmıştır.

