Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Güllaç

Güllaç, mısır nişastası, gül suyu, süt ve şeker ile hazırlanan geleneksel bir Türk tatlısıdır. Sütlü bir tatlı olduğundan hazmı kolay ve hafiftir. Lügatlerde; Gülâç] – farisî – isim – suda eritilen nişastadan dökülen ince yaprak ve bundan yapılan tatlıdır. Lisanı halkta şedde ile güllâç şeklinde telâffuz edilir, denilmektedir.

Güllaç, mısır nişastası, gül suyu, süt ve şeker ile hazırlanan

II. Murad (1421-1451) devrinde güllacın Osmanlı mutfağına girdiği kabul edilir. Bu tarihe kadar güllaç, yumurtalı güllaç ve tava güllacı şeklinde üç tarife rastlanmaktadır. Halk arasında da 15. yüzyıl ortalarına kadar mısır nişastasından yufka açılıp stoklanır ve havayla temas halinde olduğu için kuruyan bu yufkalar süt ve şekerle ıslatılıp yenirdi. Zamanla içine gül suyunun da eklenmesiyle ortaya “güllü aş” ismi verilen tatlı çıktı ve tıpkı “sütlü aş”ın “sütlaç”a dönüşmesi gibi bu tatlının ismi de “güllaç” oldu.

1400’lü yılların sonunda Kastamonulu Ali Usta saraylıların Kastamonu gezisi sırasında elindeki nişasta yufkalarını şekerli sütle ıslatıp misafirlere ikram eder. Bu tatlı misafirler tarafından çok beğenilir ve Ali Usta da saray mutfağına götürülür. Hatta sarayın tatlıcı başı olur. Güllaç, böylece 1489 yılında ilk kez saraya girmiştir.

Güllaç, esas olarak ısıtılmış süt ve gül suyunun güllaç yaprakları üzerine dökülmesi ve bu yaprakların orta katının ceviz ile döşenmesi ile yapılır. Güllaç yaprakları, suyla karıştırılan mısır nişastası ve unun tavada pişirildikten sonra kurutulmasıyla elde edilir. İdeal yaprak ağırlığının 30-35 gram olmalıdır. Şekerle kaynatılan süt ılıdıktan sonra yapraklar üzerine teker teker dökülür ve orta katına ceviz, fındık gibi yemişler yerleştirilir ve güllaç tatlısı ortaya çıkar.

Abdurrahim Tufantoz 10.03.2026